Menopoz, kadın yaşamında hormonal değişimlerin yoğun yaşandığı doğal bir dönemdir. Özellikle östrojen seviyelerindeki düşüş; sıcak basmaları, uyku problemleri, yorgunluk, kemik yoğunluğunda azalma ve ruh hali değişiklikleri gibi birçok belirtiye neden olabilir.
Bu dönemde dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri temel yaklaşım olsa da bazı vitamin ve mineraller menopoz belirtilerinin yönetilmesine destek olabilir. Bilimsel çalışmalar; özellikle kemik sağlığı, kas fonksiyonu, enerji metabolizması ve yaşam kalitesi açısından bazı takviyelerin öne çıktığını göstermektedir.
Menopozla birlikte:
- Kemik kaybı hızlanabilir
- Kas kütlesi azalabilir
- Uyku kalitesi düşebilir
- Enerji seviyelerinde azalma görülebilir
- Kalp-damar hastalığı riski artabilir
Bu nedenle bazı besin öğelerinin yeterli alınması önem kazanır.
Kalsiyum
Menopoz kemik kaybına yol açan bir süreçtir. Kalsiyum kemik sağlığı için çok önemlidir, kemik kaybı riskini azaltır, kas fonksiyonlarını korur. Yoğurt, süt, kefir gibi süt ürünleri ve yapraklı yeşillikler gibi kalsiyum açısından zengin besinler beslenmede mutlaka yer almalıdır. Yeterli kalsiyum alınmadığı durumlarda ise kalsiyum takviyeleri kullanılabilir.
D Vitamini
D vitamini, kalsiyum emilimi ve kemik sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle güneş ışığına yeterince maruz kalmayan bireylerde D vitamini eksikliği daha sık görülebilir.
Bu nedenle D vitamini takviyesi kullanımı gerekebilir. Ancak kullanım öncesinde kan düzeylerinin değerlendirilmesi önemlidir.
D vitamini genellikle D3 formunda kullanılır; K2 vitamini ile birlikte alındığında ise kalsiyum metabolizmasının desteklenmesine katkı sağlayabilir.
Magnezyum
Magnezyum; sinir sistemi, uyku kalitesi, kas fonksiyonları ve enerji metabolizmasında rol alan önemli bir mineraldir. Kabak çekirdeği, kuruyemişler, baklagiller, tam tahıllar ve yeşil yapraklı sebzeler magnezyum açısından zengin besin kaynaklarıdır.
Magnezyum ihtiyacının arttığı veya beslenme ile yeterli alımın sağlanamadığı durumlarda magnezyum takviyeleri değerlendirilebilir. Magnezyum farklı formlarda bulunur ve her formun vücutta farklı etkileri olabilir:
- Magnezyum glisinat uyku kalitesinin desteklenmesiyle ilişkilidir.
- Magnezyum taurat uyku kalitesine katkı sağlayabilir ve kalp fonksiyonlarını destekleyebilir.
- Magnezyum sitrat bağırsak hareketlerini destekleyebilir.
- Magnezyum malat enerji metabolizmasına katkı sağlayabilir.
- Magnezyum treonat bilişsel fonksiyonlar ve zihin berraklığı ile ilişkilendirilir.
Omega-3 Yağ Asitleri
Omega-3 yağ asitleri; özellikle kalp sağlığı, beyin fonksiyonları ve inflamasyonun düzenlenmesi açısından önemli besin öğeleri arasında yer alır.
Menopoz sonrası dönemde östrojen seviyelerinin azalmasına bağlı olarak kardiyovasküler hastalık riski artabilir. Bu nedenle yeterli omega-3 alımı, kalp sağlığının desteklenmesi açısından önem kazanır. Bazı bilimsel çalışmalar, omega-3 yağ asitlerinin ruh hali ve inflamatuar süreçler üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini göstermektedir.
Somon, hamsi, sardalya, ceviz ve keten tohumu doğal omega-3 kaynakları arasında yer alır. Beslenmeyle yeterli omega-3 alınamadığı durumlarda omega-3 takviyeleri de değerlendirilebilir. Omega-3 takviyeleri genellikle balık yağı, alg yağı veya krill yağı kaynaklı olabilir. Bu takviyelerde bulunan EPA ve DHA, omega-3’ün biyolojik olarak en aktif formları arasında kabul edilir. EPA daha çok kardiyovasküler sağlık ve inflamasyon süreçleriyle ilişkilendirilirken, DHA beyin ve göz fonksiyonları açısından önem taşır.
Soya İzoflavonları
Soya izoflavonları, fitoöstrojen olarak bilinen bitkisel bileşiklerdir. Yapıları östrojene benzediği için vücutta östrojen benzeri etkiler gösterebilirler. Bu nedenle menopoz döneminde sık araştırılan bileşenler arasında yer alır.
Bilimsel çalışmalar, soya izoflavonlarının sıcak basmaları ve gece terlemeleri gibi menopoz semptomlarının azaltılmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca kemik sağlığını destekleyebileceğine dair çalışmalar da bulunmaktadır.
Probiyotikler
Menopoz döneminde östrojen seviyelerindeki değişim bağırsak sağlığını ve genel yaşam kalitesini de etkileyebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, bağırsak mikrobiyotası ile hormonal denge arasında bir ilişki olabileceğini göstermektedir.
Probiyotikler ise bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesine destek olabilen canlı mikroorganizmalardır. Öne çıkan probiyotik suşları arasında Lactobacillus rhamnosus, Lactobacillus reuteri, Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium lactis, Lactobacillus crispatus yer almaktadır.
Kolajen
Östrojen seviyelerindeki düşüşle birlikte ciltte kolajen üretimi azalır, bu durum cilt elastikiyetinde azalma, kuruluk ve kırışıklıkların artmasıyla ilişkilidir. Hidrolize kolajen peptitleri üzerine yapılan bazı klinik çalışmalar, düzenli kullanımın cilt elastikiyeti, nem düzeyi ve dermal yapı üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini göstermiştir. Ayrıca bazı araştırmalar, kolajenin kemik mineral yoğunluğunu destekleyebileceğine dair bulgular da sunmaktadır.
C Vitamini
Menopoz döneminde östrojen azalmasına bağlı olarak kalp-damar sağlığında bazı risk faktörleri artabilir; damar esnekliği azalabilir, tansiyon ve kolesterol seviyelerinde yükselme görülebilir. C vitamini, damar sağlığını ve normal dolaşımı desteklemeye yardımcı olabilir. Ayrıca C vitamininin, stresle ilişkili sıcak basmalarını azaltmaya destek olabileceğine dair bazı bulgular vardır.
C vitamini aynı zamanda kolajen sentezi için gereklidir. Kolajen üretimi menopozda azalabildiği için, C vitamini cilt, eklem ve kemik sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir.
Ginseng
Bazı çalışmalar, ginseng türlerinin menopoz döneminde yaşam kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabileceğine dair kanıtlar sunmuştur. Ginsengin ruh halini iyileştirdiği ve uykuyu düzenlediği gösterilmiştir.
Kaynak:
https://health.clevelandclinic.org/menopause-supplements
Uzm. Dyt. Özge YEŞİLTAŞ EREN